Pandemiden etkilenmeyen sektör: Estetik sektörü


Independed Türkiye'nın araştırmasına göre pandemiden etkilenmeyen sektör estetik sektörü olarak açıklandı. Türkiye estetik turizminde 7. sırada. Genellikle fiyatı uygun ve kalitesi yüksek ülkeler bu konuda tercih ediliyor. 

Araştırmaya göre Türkiye’de cerrahi ve cerrahi olmayan toplam 754 bin 392 estetik operasyon gerçekleştirildi. Bunun 351 bin 930’unu cerrahi işlem gerektiren operasyonlar, 402 bin 462’sini ise ameliyatsız operasyonlar içerdi.

Bir süre yurtdışında yaşadıysanız ve Türk televizyon kanallarını izliyorsanız, en sık gördüğünüz şeyler 'her şey dâhil' hastane reklamlarıdır. Öyle ki, insanın hasta olası gelir. Tabii bu işin latifesi. Yurtdışı uçaklarında da belli sezonlarda en çok görülen erkek tipi, kafasında bir tür file ile gezen saç ektiren erkeklerdir. Sadece saç ektirme değil, diş tedavisinden botoksa, meme estetiklerinden liposuctiona ve daha birçok alanda Türkiye estetik turizmi konusunda son 10 yılda dünyanın en önemli ülkeleri arasına girdi.

Bu önemli başarıyı Google verileri de doğruluyor. Estetik cerrahi ile ilgili en sık sorulan soruların ilki "Türkiye'de estetik ameliyat fiyatları ne kadar". Bir başka soru ise Türkiye'de plastik cerrahinin iyi olup olmadığıyla ilgili. Bu konuyla ilgili önemli referanslar, ülkemizde plastik ve estetik cerrahinin dünyayla yarışacak düzeyde olduğunu ortaya koyuyor.

Herkesin en çok merak ettiği şeylerden biri de Türkiye'de plastik cerrahinin dünyanın diğer ülkeleriyle kıyaslandığında neden daha ucuz olduğu. Bu konuda ise Türkiye'de maliyetlerin ucuzluğu nedeniyle, operasyonların Avrupa'ya kıyasla daha ucuz olduğu ve buna rağmen deneyimli plastik cerrahlardan hizmet alınabileceği belirtiliyor.

Google trendlerinin kanıtladığı bu gerçeği, istatistiki veriler de doğruluyor. 2018 rakamlarına göre 2 milyar Avroluk bir pazar payına sahip olan Türkiye estetik sektörü, geride bıraktığımız yılda da ivmesini sürdürdü. Ama önce dünya verilerine bakalım.

Uluslararası Estetik Plastik Cerrahlar Birliği'nin (ISAPS) verilerine göre 2019'da dünyada 11 milyon 363 bin 569 plastik cerrahi operasyonu, 13 milyon 618 bin 735 adet cerrahi olmayan estetik operasyon yapıldı. ISAPS, 2019'da geçen yıla göre toplam operasyonların yüzde 7,4, cerrahi operasyonların yüzde 7,2 ve ameliyatsız prosedürlerin de yüzde 7,6 arttığını tespit etti.

Türkiye 7'inci sırada

Türkiye dünya estetik turizmi pastasında Amerika, Brezilya, Japonya, Meksika, İtalya ve Almanya'dan sonra yedinci sırada. 2019 verilerine göre Türkiye'de cerrahi ve cerrahi olmayan toplam 754 bin 392 estetik operasyon gerçekleştirildi. Bunun 351 bin 930'unu cerrahi işlem gerektiren operasyonlar, 402 bin 462'sini ise ameliyatsız operasyonlar içerdi.

Türkiye'de 2019'da yapılan plastik cerrahi operasyonlarının 161 bin 298 yüz ve kafa bölgesine, 84 bin 231'i vücudun değişik bölgelerine, 72 bine yakını memelere, 3 bin 496'sı göz kapağına yapıldı. Geri kalanlar ise liposuciton, yağ aşılama gibi işlemler olarak tespit edildi. Cerrahi gerektirmeden yapılan en yaygın uygulama ise botoks oldu, botoks rakamı 2019'da 200 bine yaklaşarak, 199 bin 506'yı buldu. Botoksu cilt bakımı, tüy alma, lazer uygulamaları takip etti.

Bu istatistikleri yükseltenlerin önemli bir kısmı, hatta büyük çoğunluğu Türkiye'ye sağlık turizmi için gelenler. Avrupa'nın değişik ülkeleri ile Ortadoğu ve Rusya'dan gelen binlerce kişi, kendisini deneyimli Türk hekimlerine emanet ediyor. Bu emanet edilme sürecinde ise sayıları binleri bulan sağlık turizmi şirketleri önemli rol alıyor.

Tedavi süreci

Onlardan biri İngiltere, İzmir ve İstanbul'da eşgüdümlü bir faaliyet yürüten Longevita. Londra'dan ulaştığımız şirketin yönetici direktörü Kağan Seymenoğlu, Türkiye'ye yönelik sağlık turizminin Avrupa'da pandemiye rağmen hız kesmeden sürdüğünü, pandemiden hiç etkilenmediklerini söyleyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Biz İrlanda ve İngiltere'deki hastaları tespit edip, Türkiye'ye yönlendiriyoruz. Hastalarımız diş, göz, saç ekimi gibi daha çok estetik branşlarda talepleri olan hastalar. Bu hastalara Türkiye'deki tedavi sistemini, doktorları tanıtıyoruz. Hasta kararını verdikten sonra bütün lojistik organizasyonu ayarlıyoruz, hastanedeki ameliyatı, oteldeki konaklaması, gideceği şehir bütün transferleri, aynı zamanda tercümanlık hizmeti gibi pek çok hizmeti ayarlıyoruz. Tedavi tamamlanıp ülkesine döndükten sonraki bir yıl içinde de takibi sürdürüyoruz."

Kağan Seymenoğlu

"Türkiye gibi fiyatı uygun ama kalitesi yüksek ülkeler tercih ediliyor"

Batılı ülkelerde devlet sağlık hizmetlerinin kalitesinin oldukça düşük olduğunu söyleyen Seymenoğlu, bu ülkelerde özel sağlık hizmetlerinin de çok pahalı olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Dolayısıyla ister istemez orta ve ortanın altı gelir düzeyine sahip kesimde ciddi anlamda yurtdışına gitme talebi var. Özellikle saç ekimi, plastik cerrahi, diş, göz tedavileri çoğu sağlık sigortası poliçesinde yer almadığı için Türkiye gibi fiyatı uygun ama kalitesi kendi ülkesindeki hizmetten çok daha yüksek ülkeleri tercih ediyorlar. Yani hem daha az masrafı oluyor hastanın hem de daha yüksek kalitede hizmet alıyorlar."

Türkiye'de ilk kurulan sağlık turizmi şirketlerinden biri olduklarını söyleyen Seymenoğlu, yaklaşık 10 senedir sektörde olduklarını, ilk başta sektörde çok az firma olduğunu ancak şu anda sadece İstanbul'da 1000'in üzerinde sağlık turizmi şirketinin faaliyet yürüttüğünü hatırlatarak, yükselen trende ve talebe dikkat çekiyor:

"Tabii devletin yaptığı tanıtımlar da sektörü hızlandırdı. Bir yandan da sektörde oyuncu sayısı çok arttı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Türkiye şu anda İngiltere için bir sağlık turizmi üssüne dönüştü. Özellikle plastik cerrahi branşlarında artık rakipsiz durumda. Şu anda veri tabanımızda 75 bin hasta var, bunların 15 binini tedavi etmiş durumdayız. Biz de şirket olarak son üç yılda yüzde 74 oranında büyüme sağladık. Hatta Sunday Times'in 25 yıldır yaptığı bir şirket büyüme listesi var, o listeye giren tek Türk sağlık turizmi şirketiyiz. Britanya'nın en hızlı büyüyen ilk 100 firması arasında 31'inci sıradayız."

Seymenoğlu İngiltere ve İrlanda'da sağlık turizmine yönelik tercihler konusunda da bilgiler veriyor. Buna göre erkekler daha çok saç ekimi, meme küçültme ve diş tedavileri için Türkiye'ye gelirken, kadınlar ise daha çok meme küçültme, burun estetiği, yağ aldırma operasyonlarını tercih ediyorlar. İngiliz ve İrlandalı kadınların karınlarından aldırdıkları yağı, kalçalarına enjekte etmeyi sevdiklerini de belirten Seymenoğlu kadınların estetik diş hekimliğine de ilgi gösterdiğini belirtiyor.

"Normal sezonda aldığımız talebin 3 katıyla karşılaştık"

Peki pandemi estetik turizmini nasıl etkiledi? Seymenoğlu, az önce yukarıda verdiğimiz rakamları doğruluyor ve pandeminin sağlık ve estetikle ilgili turizm faaliyetini neredeyse hiç etkilemediğini vurguluyor:

"Biz de sonuçlara çok şaşırdık. Pandemi ilk patladığında hem seyahat içermesi, hem başka bir ülkeye gidip bir hastane ortamına girilmesi nedeniyle rakamlarımızın düşeceğini öngördük. Çünkü bu hizmetler tamamen lüks ihtiyaçlar ve bu türden ihtiyaçlar için hastaların İngiltere'den kalkıp Türkiye'ye gitmeyeceğini zannettik. Fakat uçuşlar başlar başlamaz bizim normal sezonda aldığımız talebin neredeyse üç katıyla karşılaştık. Ve yaz aylarını çok yoğun geçirdik, bazı taleplere yetişemedik."

Seymenoğlu Türkiye'nin sağlık turizmi konusunda dünya liginde ilk sıralarda olmasının en önemli nedeninin yetişmiş cerrah sayısına ve cerrahinin el emeği içermesine bağlıyor. Türk doktorların eğitimleri sürerken hastalarla karşılaşmasının dünyadaki pek çok tıp eğitimden daha nitelikli hekim yetişmesine neden olduğunu söyleyen Kağan Seymenoğlu, Türkiye'deki sağlık turizminde bazı sorunların olduğunu da hatırlatıyor. Özellikle merdiven altı sektöre karşı devlet denetiminin daha fazla olması gerektiğini belirten Seymenoğlu, "Devlet sektörün öneminin çünkü ülkeye döviz girdisi sağlanıyor. O yüzden sektör temsilcileriyle işbirliği halinde bir denetim bu sektörün daha fazla önünün açılmasını sağlar" diye konuşuyor.

Julie Dalzel, İngiltere'den Türkiye'ye meme ameliyatı yapmak için gelenlerden. Arkadaşlarının Türkiye'de aynı ameliyatı yaptırıp memnun kalmaları, onu Türkiye'ye getirmiş. Meme ameliyatının yanı sıra mide liposuctionı da yaptırmış. İki ameliyatın maliyetlerinin İngiltere'ye göre çok düşük olduğunu ve bunun da Türkiye'ye gelme yönünde isteğini güçlendirdiğini söylüyor.

Julie Dalzel

65 yaşındaki Mary O'Brien, 41 yaşında yaşadığı hormon dengesizliği yüzünden uzun bir süre sağlıksız bir dönem yaşadı. Hormonların en önemli yan etkisi ise memelerinin neredeyse 10 beden büyümesiydi. Ancak ne İngiltere'deki ameliyat fiyatlarını karşılayacak bir geliri ne de özel sigortası vardı. Türkiye'deki estetik sektörünü kızından duymuştu. Kızı da başka plastik cerrahi operasyonları için Türkiye'ye gelmiş ve çok memnun ayrılmıştı. Ondan aldığı güvenle memelerini küçültmek için Türkiye'ye geldi, şimdi yeni vücuduyla çok mutlu bir hayat yaşıyor.

Yabancı hastalar özellikle hekim deneyimlerine ve referanslarına çok önem veriyor. Onlardan biri de, Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar. Türkiye'nin plastik cerrahide dünyanın pek çok yerinden hastalar tarafından tercih edilmesinin nedenine dair sorumuzu şöyle yanıtlıyor:

"Türkiye'de plastik cerrahi alanında yetişmiş, deneyimli birçok plastik cerrahi uzmanının olması, bu plastik cerrahların kendilerini uluslararası arenada kanıtlamış, akademik ortamda ve sosyal medyada iyi duyurmuş ve tanıtmış olması, özellikle ülkemizdeki özel hastanelerin donanımı ve kalitesi, bu hastanelerin yurt dışı bağlantı ofislerinin kurulması, plastik cerrahi ameliyatlarının Avrupa ülkelerine oranla daha uygun bütçelerle yapabilmesi ve Türkiye'nin turistik çekiciliği, sağlık turizminin yıldız ülkelerinden biri olmamızı sağladı. Geçmiş yıllarda, hastalar ABD ve Avrupa'ya akarken, günümüzde yukarıda belirtilen sebeplerle Türkiye, Avrupa, Orta Doğu, İran, Azerbaycan ve diğer Türki Cumhuriyetler, Rusya gibi ülkelerden hasta akışı sağlamaya başladı."

Prof. Dr. Şükrü Yazar

"Avrupalılar tatillerini estetikle birleştiriyor"

Prof. Dr. Yazar; en fazla hangi ülkelerden hasta geldiğine dair sorumuza dair de şunları söylüyor:

"Ortadoğu ve Arap ülkelerinden ciddi bir hasta akışı var. Öte yandan, Azerbaycan ve öncelikle Balkan ve Doğu Avrupa olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinden de gelen hasta sayısı azımsanamayacak kadar fazla. Çalışmak üzere Avrupa'da bulunan vatandaşlarımız da bu gibi işlemleri tatille birleştirerek Türkiye'yi tercih ediyor."

Peki sağlık turizminde en çok hangi işlemler yapılıyor:

"Bu alanda maalesef birçok kayıt dışı işlem gerçekleştiğinden rakamsal verilere sahip değiliz. Bununla beraber, en sık yapılan işlemin saç ekimi ve estetik burun ve meme ameliyatları olduğunu biliyoruz. Plastik cerrahi dışında diş ve göz ameliyatları için de gelen çok sayıda hasta var. Öte yandan, özellikle komşu ülkelerden savaş yaraları, yanıklar gibi ciddi onarım gerektiren hastaların da ülkeler arası anlaşmalarla ülkemize geldiğini görüyoruz."

Prof. Yazar pandeminin ilk başlarında sağlık turizminde bir miktar etkilendiğini, ancak yabancı hastaların gelmeyi sürdürdüğünü söylüyor:

"Elektif (zorunlu olmayan) ameliyatların durduğu, cerrahi olan/olmayan bir işlemlerin yapılmadığı tamamen kapandığımız bir dönem oldu. Hastaneleri meşgul etmemek adına bu kararlar olumluydu. Biz de destekleyerek kararları titizlikle uyguladık. Bu süreçte cerrahi işlem planlayan hastaların ameliyatsız yöntemlere yöneldiğini söyleyebiliriz ancak ameliyatlar serbest olduktan sonra cerrahi işlemlere talep yine yükseldi. İnsanlar rahat dinlenebilecekleri, yüzlerine maske taktıkları, sosyalleşmenin sınırlı olduğu bu dönemi değerlendirmek istediler. Ancak şu an salgında yine bir yükseliş dönemindeyiz, aşı yaygınlaşana değil eski gücümüzü kazanabileceğimizi sanmıyorum.

Sağlık turizmi daha da çok etkilendi, zira birçok ülke sınırını kapattı, oteller kapalıydı, herhangi bir turizm faaliyetine yer yoktu. Sınır kapılarımız açık olsa da insanlar bu süreçte temkinli davranmayı tercih etti ancak yabancı hastalarımız azalsa da var ve dağılım yüksek sezondan farklı değil yine en çok saç ekimi işlemi yapılıyor bunu burun ve meme estetiği izliyor."

Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği (TPRECD) Başkanı Prof. Dr. Sühan Ayhan ise estetik turizmine dair şu tespitleri yapıyor:

"Estetik turizmine yurt dışından ilgi arttıkça, bu alanda var olmak isteyen uzman hekimlerin, tıp merkezlerinin, özel hastanelerin, kamu ve üniversite hastanelerinin sayısı giderek artmaya başladı. Bunun yanı sıra, yurt dışından hasta getiren aracı kurumlar bu alanda daha fazla söz sahibi olurken, süreçte paydaş olmaktan çok, süreci yöneten bir rol oynamaya soyundular. Günümüzde, birkaç hekimle anlaşma yapıp, ayda yüzlerce hastayı getiren, bu hastaları anlaşmalı olduğu hekimlere paylaştıran, sağlık hizmetinin yanına, ulaşım, havaalanı transfer, konaklama hizmetlerini veren ve şehir içi turistik aktiviteleri de bu sürece katan aracı kurumların sayısı her geçen gün artıyor. Bir açıdan bakıldığında bu hem çok ilgi çekici, estetik ameliyat için başka bir ülkeye gitmeyi göze almış hastalar için çok cazip, hem de ülkemiz ekonomisi için de çok büyük bir fırsat. Sadece sağlık sektörünün değil, ulaşım, otelcilik, turizm gibi yan sektörlerin de kazandığı bir ortamın oluşmasının bütçeye ne kadar olumlu bir katkı yaptığını kabul etmek gerekir."

Prof. Dr. Süha Ayhan, Türkiye'nin kendisini kabul ettirdiği estetik turizmine dair bazı sorunlara da işaret ediyor ve önlemlerin alınmaması durumunda ülkenin itibar kaybedebileceğini de söylüyor:

"Bugün Türkiye'nin itibarını artıran ancak kolay para kazanma fırsatını gören girişimci iş insanları ve hekimlerin sayısının arttığı bu sektör kontrolsüz, denetimsiz büyümeye devam ederse, çok da uzak olmayan bir gelecekte Türkiye'nin itibarını yerle bir edebilir. Deneyimli plastik cerrahlar tarafından, üst düzeyde verilen hizmetten son derece memnun bir şekilde ülkelerine dönen yabancı hastaların çoğunlukta olduğu muhakkak... Ancak, deneyimsiz genç uzmanların aracı kurumlarla anlaşarak, bu kurumlar tarafından çalıştırıldığı, hasta sayısının fazlalığı nedeniyle hekimin hastayı ameliyat masasında ilk kez gördüğü, hastanın ameliyat sonrasında Türkiye'de çok kısıtlı süre kaldığı, yabancı hastaların hekimle yeteri kadar iletişim kuramadığı, bazı hastalarda erken ya da geç dönemde komplikasyon geliştiği, komplikasyonlar nedeniyle kendi ülkelerindeki hekimlere başvurulduğunda bu hastalarla yeteri kadar ilgilenilmediği, hatta Türkiye'deki doktorların kötülendiği, estetik ameliyat sırasında hayatını kaybeden yabancı hastaların olduğu, hastanın kaybı ya da uzun süre tedavi gerektiren komplikasyonlar ile sonuçlanan durumlarda, hastalar yabancı olduğu için uluslararası hukuki süreçlerin başladığı gibi gerçekler de söz konusu…"

Prof. Dr. Süha Ayhan

Prof. Ayhan, estetik turizminde daha başarılı olmak için de hayata geçirilmesi gereken bazı adımlar olduğunu söylüyor:

"Sağlık turizmi alanında denetimlerin artırılarak merdiven altı (ruhsatsız) işletmelerin, bu alanda tıp eğitimi görmemiş uygulayıcıların bu sektörden uzaklaştırılması gerekiyor. Bu alanda çalışan klinik, hastane ve aracı kurumların alanın beklenti ve hassasiyetlerine uygun biçimde dönemsel eğitimler vb. ile bilgilendirilmesi önemli bir etki yapar. Ayrıca çeşitli fuarlar, yayınlar ve tanıtım faaliyetleri ile Türkiye'nin plastik cerrahi alanındaki donanımının ve başarısının aktarılması, sağlık turizmi amacıyla gelmek isteyenlerin süreç, hasta hakları vb. alanlarda bilgi almasının sağlanması da gerekir."

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Derya Özçelik, sektörün önemli isimlerinden. Sağlık turizminin lokomotifinin saç ekimi olduğunu söyleyen Özçelik şöyle konuşuyor:

"Saç ekimi ülkemizde yoğun olarak yapılmakta ve yurtdışından da çok sayıda hasta gelmektedir. Gerek yurt içi gerek yurtdışı verilen bu hizmetin öncelikle hasta güvenliğini sağlayan standartlarda yapılması hem biz plastik cerrahların hem de yasa koyucuların ve denetleyici mekanizmanın sorumluluğundadır. Cerrahi bir işlem olan saç ekiminin doktor ve hemşireden oluşan bir ekip dışındaki kişilerce yapılması güvenli ve yasal değildir. Oluşan komplikasyonların büyük çoğunluğu yetkisiz kişilerin saç ekimi yapmasından kaynaklanmaktadır. Uygun yasal düzenleme ile ve de düzenli kontrol mekanizmaları kurarak saç ekimi yapan kişi ve kurumların denetlenmesi, standartların konulması gerek toplum sağlığı açısından gerek ülkemizin yurtdışındaki imajı açısından hayati önem arz etmektedir."

Prof. Dr. Derya Özçelik

Özçelik geleceği hayli parlak olan estetik sektörünün lokomotifi olan saç ekiminde 'ehliyet' uyarısı yapıyor:

"Saç ekimi çoğunlukla doktor olmayan, hatta sağlık personeli bile olmayan yetkisiz ve bilgisiz kişiler tarafından gerçekleştiriliyor. Bir saç ekim işlemi 7-8 saat ile 10 saat arasında sürebiliyor. Günde 30 saç ekimi yapan ama sadece bir doktorun çalıştığı veya hiç doktorun bulunmadığı merkezler var. Bir doktor ancak bir hastanın ameliyatını gerçekleştirebilir. Her hastanın kendi özel durumu vardır. Hasta ameliyattan önce hiçbir sağlık sorunu olmadığını beyan edebilir ancak saç ekimi esnasında kalp krizi gibi beklenmedik durumlar oluşabilir. Bu durumları vakitlice algılayıp müdahale edebilmek için işlemi yapan kişinin doktor olması gerekir. Hastanın kronik hastalıklarının olması, yaşı, saç ekimi ya da diğer operasyonlara uygun olup olmayacağı, gelişebilecek istenmeyen bir durumda nasıl müdahale edileceği yine uzman doktorlar tarafından belirlenebilir. Saç ekimi çok miktarda ilacın kullanıldığı uzun süren bir ameliyattır. Sağlık alanında diploması olmayan kişilerin saç ekimi yapması aslında bir cinayet teşebbüsüdür. Bu konuda denetimlerin artırılması, yetkisiz kişilerin saç ekimi yapmasının önüne geçilmesi gerekir."


Yayınlanma tarihi: 22/12/2020

-

Son Güncellenme: 25/02/2021